Deniz Arslan ve Fırat Nar 26 Nisan konseri öncesi samimi ve derin bir sohbet
Yıllara yayılan bir dostluk, ortak bir müzik dili ve sahneye taşınan birikim… Besteci, enstrümantalist ve solist Deniz Arslan ile enstrümantlist, solist Fırat Nar, 26 Nisan’da Alternatif Tiyatro Sahnesi’nde gerçekleştirilecek “Batıdan Doğuya” konseri müzik yolculuklarını, birbirleriyle olan bağlarını ve sahneye çıkma kararlarını tüm samimiyetleriyle anlattı.
Bağlama benim için bir enstrümandan fazlasıydı”
Deniz Arslan, müzikle kurduğu bağı anlatırken çocukluk yıllarına dönüyor:
“1994 yılında İzmit’te doğdum. Müziğe çok erken yaşta başladım. 3 yaşındayken babam bağlama çalıyordu, ben de ondan istemişim. O anlardan kalan çok net anılarım yok ama ailem hep anlatır; bağlamayı elime alıp bir şeyler çalmaya çalışıyormuşum. Aslında benim ilk yönelimim tamamen halk müziğiydi.”
Belediye Konservatuvarı sınavına girip birinci oldum. O dönemin müdürü ‘bu çocuk batı müziğine yönelmeli’ demiş. Böylece piyano ile tanıştım. Yaklaşık 8 yıl piyano eğitimi aldım ama hiçbir zaman bağlamayı bırakmadım. İkisini birlikte yürüttüm.”
Bağlamanın kendisi için duygusal anlamını ise şu sözlerle ifade eden Arslan, “Çocukken bir sağlık problemim vardı ve dışarıya çok çıkamıyordum. Bağlama benim en yakın arkadaşımdı. Ona sarılırdım. O yüzden benim için sadece kültürel bir enstrüman değil, gerçekten bir dost.”
“Her enstrüman bana başka bir bakış açısı kazandırdı”
Birçok enstrüman çalan Arslan, bunun müziğine nasıl yansıdığını şu sözlerle ifade ediyor, “Ukulele, ut, kanun, gitar… Elime ne geçerse çalmayı denedim. Bu benim için bir merak değil, bir ihtiyaçtı. Çünkü gitar çalınca gitarist gibi düşünebiliyorsun, piyano çalınca piyanist gibi. Beste yaparken bu çok büyük avantaj sağlıyor. Bazen de enstrümanlardan tamamen uzaklaşıyorum. Çünkü bir enstrümanla beste yaptığında onun sınırları içinde kalabiliyorsun. Ben bazen tamamen özgür düşünmek istiyorum.”
“Müziği gerçekten öğrenmem Deniz’le oldu”
Fırat Nar ise müzikle bağını ve Deniz’le tanışmasının hayatındaki etkisini şöyle anlatıyor: “Ben çocukluğumdan beri müziğin içindeydim. Ailemde, özellikle dedelerimde bir gelenek vardı. Hep dinleyerek büyüdüm. Ama profesyonel anlamda müziğe girişim Deniz’le tanıştıktan sonra oldu.”
Eğitim sürecini de şu sözlerle aktaran Nar, ‘Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuvarını kazandım. Orada çok değerli hocalarla çalıştım. TRT’de katıldığım yarışmalarda derecelerim oldu. Bir süre müzik öğretmenliği yaptım ama sonunda tamamen müziğe yöneldim.”
Birlikteliklerinin başlangıcı: Tek şarkı aynı duygu
İkilinin tanışma hikayesinin klasik bir “merhaba”dan çok daha fazlası olduğunu dikkat çeken Fırat N ar, ‘ “İlk buluştuğumuzda çok konuşmadık. Deniz bağlamayı aldı ve Kerbela Ağıdı çalmaya başladı. O kadar etkileyiciydi ki ben ağlamaya başladım. Sonra bana döndü, ben söylemeye başladım… Bu sefer o ağladı. Eser bittiğinde ikimiz de ağlıyorduk. Sarıldık. Sonra birlikte vakit geçirmeye başladık. O gün aslında her şeyin başlangıcıydı.”
Ustalarla aynı sahnede
İlk albüm süreçlerinde usta müzisyen Erkan Oğur ile yaşadıkları anı da anlatan Fırat Nar, o anın kendileri için çok kıymetli olduğunu söyleyerek , ‘Bir gün stüdyoda bir eser dinlettik. Sadece fikrini almak istiyorduk. Dinlerken bir anda ağlamaya başladı. Çok etkilendi. Biz ilk başta şaka yaptığını düşündük. Sonra gitarını aldı ve hiçbir şey söylemeden içeri girdi. Eseri çalmak istedi. Biz hiçbir talepte bulunmamıştık. Bu tamamen onun içinden gelen bir şeydi. O an bizim için çok kıymetliydi.”
“Artık görünür olma zamanı geldi”
Yıllarca müziğin mutfağında kalan Deniz Arslan, sahneye çıkma kararını uzun uzun anlatıyor:
“Ben yıllardır bu işin arka planındaydım. Besteler, aranjeler, stüdyo işleri… Ama bir noktadan sonra şunu hissettim: Yaptığım şeyi ben sunmalıyım. Artık hazırım.” Bu kararın duygusal yönünü ise şöyle ifade eden Arslan, “Bir yemek düşünün… Her şeyi siz yapıyorsunuz ama servisi başkası yapıyor ve övgüyü o alıyor. Bir noktadan sonra ‘ben de sahnede olmak istiyorum’ diyorsunuz. Bu çok insani bir duygu.” Dedi.
26 Nisan: Sadece bir konser değil, bir başlangıç’
İkili, 26 Nisan konserinin kendileri için çok anlamlı olduğunu şu sözlerle ifade ediyor, “Bu bizim ilk konserimiz. Ama aslında yılların birikimi. İnsanlar bugüne kadar bizi grupların içinde tanıyordu. Şimdi ilk kez kendi isimlerimizle sahnedeyiz.cBir grup adı altında çıkmak istemedik. Çünkü insanlar kimin ne yaptığını bilmiyor. Bu kez herkes doğrudan bizi tanıyacak.” şeklinde konuştular.
“Tek bir kalıba sığmayan bir müzik olacak”
Konserin içeriğiyle ilgili de önemli ipuçları veren Deniz Arslan ve Fırat Nar, “Halk müziği temelimiz ama bununla sınırlı kalmayacağız. Ermenice, Zazaca eserler de olacak. Doğaçlama bölümler olacak. Yani tek bir türün içine sıkışmış bir gece değil. Sahnede olmak bizim için çok özel. Belki klişe ama gerçekten başka bir ruh haline giriyoruz. Uzun zamandır hissetmediğimiz bir heyecanı yeniden yaşıyoruz.”
